anasayfa / yazılarımız / Dr. Yeşim Kesgül Sercan, Pedagog / İyi Okur Yetiştirmek - 2

İyi Okur Yetiştirmek - 2

Geçen sayıda “iyi okur yetiştirme”ye baştan başlayalım demiş ve çocuğu kitapla nasıl tanıştıracağımız, ona okurken nelere dikkat edeceğimiz gibi konular üzerinde durmuştuk. Kitap okumaya beşikten başladığımız için okul öncesi dönemden dolayısıyla çocuğun okuma yazma bilmediği yıllardan bahsetmiştik. 
Bu sefer oluşturduğumuzu varsaydığımız okuma alışkanlığını daha doğrusu “okunma alışkanlığını” nasıl sürdüreceğimizi, özellikle de okumayı yeni öğrenen ya da acemi acemi okuyan  okul çağı çocuğuna nasıl yaklaşacağımızı konuşalım.
İyi okumalar...

 

İyi bir okur olmanın bileşenleri

Dil becerilerini kazanmış olmak: Çocuğun iyi bir okur olabilmesi kitap okumaktan zevk almasıyla başlar. Zevk alabilmesi için de kitapta ne olup bittiğini, okuduğunu ya da okunanı anlaması ve değerlendirmesi gerekir. Bütün bunlar için en temel olan ise dil becerileridir.
Araştırmalar dil gelişimi ile okumayı öğrenme arasında kuvvetli bir bağ olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla dinleme, anlama ve ifade etme becerileri gelişmiş olan çocuklar iyi birer okuyucu olmaya adaydırlar.
O halde okuma öğreniminden daha önce, okul öncesi yıllarda çocuğa dil becerilerini geliştirici şekilde yaklaşılmasının (bol bol sohbet etmek, sormaya özendirmek, sözel yönergeler vermek, vb.) ve bu tür etkinliklerin (öykü, masal anlatmak, kitap okumak, şarkı, şiir, bilmece, tekerleme söylemek, evcilik, doktorculuk gibi konuşmaya dayalı dramatik oyunlar oynamak, vb.) çok önemli olduğu söylenebilir. Tabii daha da önemlisi çocuğun yaşadığı çevrenin bu anlamda zenginliğidir. Konuşulan ortamlarda bulunmayan, yaşıtlarıyla birlikte olmayan, sadece bir büyükanne ya da bir bakıcı ile başbaşa olup günün büyük bölümünü televizyon, bilgisayar, playstation karşısında geçiren çocukların hem genel gelişimleri hem de dil gelişimleri açısından yeterli uyaranı ve desteği alamayacakları açıktır.

Öykü, masal vb. bir metni dinlemeye ve anlamaya alışık olmak: Çocuğun okuma öncesi dönemden getirdiği kitap “okunma” alışkanlığının olması ya da kitap “okumayı” sevmesi. Bir başka deyişle okuma öncesinde kitapla tanışmış, kitaba alışmış olması gereklidir. Bu etkinlikler yukarıda söz ettiğimiz gibi dil becerileri ile de içiçedir.

Okuma becerisini kazanmış olmak: Okuma becerisi kazanmada kabaca üç aşamadan söz edilebilir.
1)Okumayı sökmek: Çocuklar genellikle ilkokulun birinci yılının birinci yarısı civarında okumayı sökerler. Burada okumaktan çok şifre çözmek söz konusudur. Çocuk, harflerle ve sözcüklerle boğuşarak bunları söze dökmeye, hangi işaretin ya da işaret grubunun ne anlama geldiğini anlamaya çalışır. Oldukça yorucu bir iş yapmaktadır ve genellikle de o sırada ne okuduğunun pek farkında değildir.
2)Akıcı okumak: Ortalama olarak birinci yılın sonunda çocuklar bu aşamaya varmış olurlar. Artık her bir harfle tek tek uğraşmadan daha hızlı okumaları mümkündür. Böylece okuma işi daha az yorucudur, bütün dikkati şifre çözmeye yoğunlaştırmak gerekmediğinden ne okunduğunun da farkına varılabilir. Ancak farklı harf tipleri, küçük yazılar, uzun ya da farklı kelimeler hemen işleri karıştırıp dikkati anlamdan uzaklaştırır.
3)Okuduğunu anlamak: Genellikle ilköğretimin ikinci yılı ortalarında ya da sonlarında bu aşamaya varılır. Artık okuma otomatikleşmiştir, büyük ölçüde düşünmeden okuma olabilmektedir. Böylece dikkat nasıl okunacağından çok, ne okunduğundadır. Yani anlamaya sıra gelmiştir. Çocuk yaşına uygun kısa bir öyküyü rahatça okuyup anlayabilecek, özetleyebilecek, eğer konu ilgisini çekmişse okumaktan keyif alabilecek aşamaya nihayet gelmiştir.
Dolayısıyla okuma öğrenmeye yeni başlamış birinci sınıf çocuğundan zevk alarak kitap okumasını beklemek ya da genellikle yapıldığı gibi kitap okuması konusunda ısrarcı olmak haksızlıktır.
Sonuç olarak iyi bir okuyucu olmak için dil becerileri ve okuma becerilerinin tam anlamıyla kazanılması ve aynı zamanda çocuğun kitap okuma zevkinin gelişmiş olması gerekir. Aksi halde okuma, okulla ilgili gerekli durumlarda kullanılmak üzere bir kenarda bekletilen bir beceri olmaktan öteye geçemeyebilir.

Çocuk okur yazar olmaya başladığında yaşanan sorunlar

1.Birinci sınıfta okuma işlemini henüz sökmüş olan çocuğa “Sen artık okuyorsun, tembellik etme git kendin oku...” denir. Oysa o, henüz okuduğundan yeterince zevk alamadığından, hala kendisine okunmasını istemektedir. “Şimdiye kadar annesi ya da babası ona kitap okuyordu hatta kendileri öneriyordu. Okuma öğrendi diye bu hakkını kaybetmiş mi oluyor...”
2.“Oynamayı bırak odana git kitap oku...” ya da “Git bir daha oku...” şeklinde baskıcı yönlendirmelerle karşılaşan çocuklar için okumayı öğrenmiş olmak, kitap okuyabilmek olumsuz bir duruma dönüşebilir.
3.Çocuğun hata yapma hakkı vardır. Hatta bu onun öğrenme yoludur. Hata yapacağım korkusu ise öğrenmenin önünde ciddi bir engeldir. Çocukların kendine güven duyarak ve akıcı bir biçimde duraksamadan okuyabilmeleri için onlara zaman tanınmalıdır. Çocuklar hata yaparak, hatalarını fark edip düzelterek öğrenirler. Yetişkinler tarafından sık sık düzeltilen, eleştirilen çocukların bir okur olarak kendilerine güvenmeleri güçtür.
4.Genellikle hızlı okumak çok önemsenir ve çocuğa hızlanması yönünde baskı yapılır. Hızlı okumak, doğru ve anlaşılır okumaktan daha önemli hale gelir. Bu durumlarda da çocuklar, ya kendilerini baskı altında hissedip zorlanırlar ve  bekleneceği gibi okumak eziyete dönüşür ya da hızlı okumak uğruna yalan yanlış okurlar ve eleştiri alırlar sonuçta yine aynı tatsız noktaya varılır. Oysa ciddi bir sorun olmadıkça hızlı okuma nasıl olsa gelişir. Zamana bırakmak, hızlı okumaya yavaş yavaş ulaşmak daha emin bir yoldur.
5.Okula başlayan çocuktan artık sadece ders kitaplarını ya da benzeri “ciddi” kitapları okuması beklenir. Hep bu yönde yönlendirilir, itilir, baskı görürler. Oysa okumak, sadece ders kitabı, masal ya da öykü kitabı okumak mıdır? Bulmaca kitapları, çizgi romanlar kitap sayılmaz mı? Onları okumak da okumak değil midir? Onlar da okuma temrini sayılmaz mı? Hatta tabela, gazete başlığı, alış veriş listesi okumak bildiğimiz okuma işleminden farklı bir iş midir?
Bence hiç değil. Önemli olan çocuğun okuyor olmaktan memnun olması, okumanın işe yarar hoş bir şey olduğunu yaşamasıdır. Bu durumda çocuğun eğlenerek okumasını sağlayan her şey okunabilir. Hoşlanmadıklarından da olabildiğince uzak durmak gerekir.
6.Ne yazık ki okulda öğretmenler tarafından yapılan bazı çalışmalar da bazen işleri karmaşıklaştırmaktadır. Çocuğun okuma düzeyine uygun olmayan kitap okuma ödevleri, az zamanda çok kitap okutularak bıkkınlık yaratılması ya da baştan pes etmeye neden olmak. Ödevlerin yetişmesi için annelerin okuyup özetlemesi ve böylece kolaycılığa alıştırmak gibi bir sürü şey sayılabilir.
Bana öyle geliyor ki yetişkinler arasında çocukları zorlayarak bir şeyler yaptırma alışkanlığı çok yaygın, hatta belki de tek yöntem. Zorla yesin, zorla uyusun, zorla okusun. Yıllardır bu yöntemin işe yaradığını da pek göremedim. Bir düşünelim. Biri, bizi bir şey yapmaya zorladığında, hele biraz da fazlaca zorlarsa neler hissederiz? Pek iyi şeyler değil galiba... Ne dersiniz?
Yoksa zorlama ile teşvik etmeyi, cesaretlendirmeyi, heveslendirmeyi mi karıştırıyoruz?
7.Bir de okuma ile ilgili özel zorluğu olan çocuklar var. Bu kendi başına önemli ve ayrıntılı bir konu, bir başka sefer bunu ayrıntılarıyla anlatacağız ama bilmemiz gerek ki bazı çocuklar okuma öğrenmek, hatasız ve akıcı okumak konularında çok çok zorluk çekebilirler ve onların yapamamaları tembellik, ilgisizlik, yaramazlık... gibi tatsız sözcüklerle anlatılan durumlara değil kendi yapısal özelliklerinden kaynaklanan ciddi nedenlere dayanmaktadır. Şimdilik bunu olasılığı da göz önünde tutup onlara haksızlık etmeyelim.

 

Kitap okumayı pekiştirmek için öneriler

1.Çocuğun çok zorlanmadan basitten karmaşığa ya da kolaydan zora doğru emin adımlarla daha doğrusu kendisini emin hissettiği adımlarla ilerlemesine izin verilmeli ve cesaretlendirilmelidir.
Özellikle yeni başlayanlar için iri ve az yazılı, bol resimli çok ince kitaplar seçilmelidir. Kalın ve yazı dolu, bir türlü bitmek bilmeyen bir kitabın cesaret kırıcılığı ne kadar açıksa onun yerine ince birkaç kitap okumanın zevki de o kadar açıktır. Bir kitabı bitirip yenisine başlamanın mutluluğunu yaşamasına zemin hazırlayalım.
2.Eğlenerek öğrenmek çocuk için en yararlı öğrenme biçimidir. O nedenle yetişkinler okuma alıştırmalarını eğlenceli hale getirmeye çaba harcamalıdır.
Birlikte okumak (Bir sen, bir ben. Bir sayfa sen bir sayfa ben), isim şehir, adam asmaca gibi okumayı pekiştiren oyunlar oynamak, anneanneye mektup yazmak, alışveriş listesi hazırlamak, gazeteden tv programını, tuttuğu futbol takımı ile ilgili yazıları okumak ve biriktirmek gibi hayatın içinden etkinlikler de okumanın önemini kavratmanın ve pekiştirmenin en iyi yollarıdır.
3.Çocuğu kitap almaya götürmek, kitapları ellemesine, karıştırmasına ve seçmesine izin vermek onun kitabını sahiplenmesinin temel şartıdır. Hemen hepimiz burnumuza dayatılan bir iş yerine kendi seçimimizi daha çok benimseriz.
Kitap seçiminde çocuğun ilgi alanlarını ön plana almak gerekir. Örneğin sporla çok ilgili bir çocuğa bu yönde kitaplar almak, sporcuların yaşam öyküleri ya da kitap yerine spor dergileri, gazetelerin spor sayfalarını okumaya teşvik etmek de iyi başlangıçlardır...
Çizgi romanlar için de durum aynıdır. Bazı yetişkinler bunlar yerine ille de düz metinli kitap okunması için ısrarcıdırlar. Oysa başlangıçta çocuğun ne okuduğundan çok okuyup okumadığı önemlidir. Bir şey okuma alışkanlığı olmayan birinin, iyi bir okuyucuya dönüşmesi pek olası değildir ama bir şeyler okumaya alışık olan kişinin, günün birinde daha iyi şeyler okuması çok kolaydır.
4.Özelleştirme her zaman özendirir. Çocuğa küçük bir kitaplık hazırlamak, bir raf, kutu ya da çanta gibi basit bir düzenleme de olabilir. Önemli olan ona özel olması ve onun özel hissetmesidir.
5.Uygun ödüller kullanmayı da unutmamalıyız. Tabi abartmadan ve rüşvete dönüştürmeden. Birkaç örnek:
*Birlikte süslü bir kitap ayracı yapmak.
*Okunan ilk kitabı, onuncu kitabı, en kalın kitabı vs. kutlamak.
*Bir kitap bitirdiğinde kutlamak için birlikte sevdiği keki yapmak.
*Her okuduğu kitap için bir yıldız vermek, belirlenen miktarda yıldız kazanınca sevdiği bir şeyi yapmak.
*Kitabı bitirdiğinde yeni bir kitap almaya gitmek vb.
6.Ne yazık ki Televizyon, bilgisayar, playstation, hatta cep telefonları yanında kitabın şansı çok yüksek değil. Ve yine ne yazık ki bunların çoğu da sanılanın aksine kitap okumak kadar yararlı ve gerekli değil. Bütün bunları çocuğun hayatına ne kadar geç, ne kadar kontrollü ve ne kadar kısıtlı sokarsak o kadar iyi. Hiç değilse dil becerileri gelişip kitap okuma alışkanlığının temellerinin atılmasına kadar bekledikten sonra.

Doktor Dergisi'nin Şubat - Mart 2006 tarihli, 31. sayısında yayımlanmıştır.



sayfaları görüntülemek için tıklayınız
Yazarın diğer yazıları

 

Copyright © 2014 | pencere-sey®