anasayfa / yazılarımız / Dr. Yeşim Kesgül Sercan, Pedagog / Gecikmiş Konuşma Üzerine - 1

Gecikmiş Konuşma Üzerine - 1

Pek çok kişi, konuşmanın gelişim sürecinde kendiliğinden kazanılan doğal bir beceri olduğunu düşünür. Oturma, emekleme, yürüme gibi becerileri süreç içinde kendiliğinden edinebilen çocuk, başlangıçta ağlar, bazı sesler çıkarır, heceler, sonra sözcükler söylemeye başlar, bunu cümleler izler. Sonunda yetişkin düzeyinde bir konuşmaya varılır. Bu özet en kaba şekliyle konuşmanın gelişimini anlatır. Ancak konuşma gelişimi her çocuk için bu kadar düz bir yol izlemeyebilir. Bazıları hızlı, bazıları yavaş olabilir. Aynı yaş grubunda da olsalar her çocuğun bireysel gelişim zamanlaması farklı olacaktır. Unutulmamalıdır ki her farklılık da sorun anlamına gelmez.

Bazı çocuklar ilk sözcüklerini söylemekte gecikir, bazıları sözcükleri söyleyebildikleri halde cümle kurmakta güçlük çekerler. Kimileri sadece hareketlerle, mimiklerle iletişim kurmayı yeğleyebilir. Başkaları çok fazla konuşmaktadır, ancak konuşulanlar ana babanın bile anlamakta güçlük çekeceği kadar karmaşıktır. Bu olağandışı örnekler çoğaltılabilir ve her zaman karşımıza yeni bir örnek çıkabilir. Benzer şekilde yaşından beklenen düzeyde konuşmakta güçlük yaşayan çocuklar gecikmiş konuşma kapsamında ele alınırlar.
Van Riper'a göre çocuğun artikülasyonu (anadilin seslerini çıkartma ve birbirine doğru olarak ekleme), sözcük dağarcığı, cümle yapısı ve konuşma verimi sık sık dinleyenlerin anlayamayacağı kadar normalden ayrıldığında buna gecikmiş konuşma denebilir. Böyle bir çocuk iletişim yeteneğini, başkalarını kontrol etmeyi ya da başkalarının anlayabileceği bir konuşmayla duygularını dışa vurma becerisini elde edememiştir. Gecikmiş konuşma gelişimsel bir başarısızlık olarak ele alındığında onun ne zaman başladığını belirlemek güçtür. Ancak çocuk otuzuncu ayında anlaşılabilir birkaç küçük cümlecik söylemiyorsa bu dikkat çekicidir.

Shriberg ve Saxman ise dört tip gecikmiş konuşmadan söz ederler:

(1) Çocukta herhangi bir sözel dil gelişmez.
(2) Çocuğun konuşması kalite açısından normal dilden farklıdır.
(3) Çocuğun dili, gelişimin normal görüntülerini izler ancak gecikmiştir.
(4) Çocuğun dil gelişimi kesintiye uğramıştır.

Dil, Konuşma ve Dinlemenin Gelişimi
Doğaldır ki konuşmanın gelişiminde bir sorun olup olmadığını anlamak için öncelikle normal konuşma gelişimini bilmek gerekir. Bu konuda pek çok ayrıntı içeren detaylı uzun listeler vardır ancak burada çok çok kısa bir özet vermeyi yeğledim. Konuyla daha çok ilgenecek olanlar için yazının sonunda başvurulacak kaynaklar listesi olacak.
Ayrıca unutulmamalıdır ki, aşağıdaki liste bu davranışların genellikle ne zaman olduğunu göstermektedir. Her çocuk biriciktir ve mutlaka bazı şeyleri bu listeden farklı gelişecektir. Çoğunlukla uygunluk gösteriyorsa endişelenecek bir şey yoktur.

Doğum – 3 ay
 Ani seslere ağlama ve sıçrama ile tepki verir.
 Kuş gibi cıvıldar.
 Açlık ve ağrı gibi farklı durumlarda farklı ağlamalar görülür.
 Nesneleri dikkatle izler.
 Biberon, ana baba gibi tanıdık kişi ve nesnelere tepki verir.

3 – 6 Ay
 Babıldama başlar.
 Başını çevirerek sesin nereden geldiğini anlamaya çalışır.
 İsmi söylendiğinde bakar.

6 – 9 Ay
 "Hayır" gibi basit sözcükleri anlamaya başlar
 Adı söylenen aile üyesine bakar.
 Yüz ifadelerini anlar, bay bay ve alkışa jestlerle karşılık verme başlar.

9 – 12 Ay
 Basit sesler ve babıldamalarla anlaşılmaz konuşma taklitleri yapar.
 Anlamını bilerek "mama" ve "baba" demeye başlar.
 Çok bilinen hayvan seslerini taklit eder.
 Nesnelerin adlarını ve basit yönergeleri anlamaya başlar.
 İstendiğinde bilinen bir nesneyi ya da oyuncağı verir.
 Ses kaynağını bulur.

12 – 18 Ay
 50 – 75 arası kelime anlar.
 Çok net olmasa da 3 – 20 arası "gerçek" sözcük kullanır.
 Göz, burun gibi basit birkaç beden parçasını gösterir.
 Tek adımlık yönergeleri izler.

18 Ay – 2 Yaş
 Yaklaşık 300 sözcük anlar.
 50 civarında gerçek sözcük kullanır.
 Adı sorulduğunda söyler.
 Şiirler, şarkılar söylemeye başlar.
 Aynı öyküyü tekrar tekrar dinlemek ister.
 Soru sorma başlar ve soruyu yükselen tonlamalarla ifade eder.
 "Odana git, topunu getir" iki adımlık yönergeyi izleyebilir.

2 - 3 Yaş
 Yaklaşık 900 sözcük anlar.
 Yaklaşık 500 sözcük kullanır.
 İki - üç kelimelik cümleler kurar.
 Adını, yaşını ve cinsiyetini söyler.
 Kendisinden söz ederken "ben" der.
 Kim, nerede ve ne ile başlayan sorulara yanıt verir.
 Bazen heyecanlandığında konuşmanın akıcılığı bozulabilir.
 10 – 15 dakika bir öyküyü dinler.

3 - 4 Yaş
 Yaklaşık 1200 sözcük anlar.
 Yaklaşık 800 sözcük kullanır.
 Soruları uygun şekilde sormaya başlar.
 Birkaç dakika içinde bir çok kez aynı soruları sorar.
 Karşılıklı konuşma sırasında uzun süreli göz teması kurar.
 Sabah, öğlen, bu gece gibi zaman kavramlarını anlar.
 Önde, arkada, yukarıda, aşağıda gibi yer bildiren sözcükleri anlar.
 Bir çocuk öyküsündeki basit olay örgüsünü izler.
 10 – 15 dakika bir etkinliği sürdürebilir.
 Zaman zaman konuşma akıcılığında bozukluklar görülebilir.

4 - 5 Yaş
 2800 sözcüğü anlar.
 1500 - 2000 sözcük kullanır.
 Dört – beş kelimelik cümleler kurar.
 Soyadını bilir.
 Yabancılar konuşmasını anlayabilir.
 Resimleri cümleler kullanarak betimler, öyküler uydurur.
 Ben, sen, o, onlar gibi zamirleri doğru kullanır.
 Geçmişte yaşanan bir olayı uygun ayrıntılarla açıklar.
 Büyük – küçük, ağır – hafif gibi yaygın karşıtlıkları bilir.
 Dramatik oyunlar oynar, sohbet eder.
 Üç aşamalı yönergeleri izler.
 Öyküleri, konuşmaları, filmleri dinler ve dikkat eder.

5 - 7 Yaş
 Telaffuz, cümle yapısı, sözcük kullanımı, dinleme, dikkat süresi ve yönergeyi anlama gibi becerilerinin oldukça geliştiği ve olgunlaştığı bir dönemdir.
 Öyküleri yeniden yeniden anlatır, deneyimlerini derli toplu, ardışık bir şekilde ve çok ayrıntılı açıklar.
 Grup tartışmalarına katılır, konuşmalara girer, tartışılan konulara uygun yorumlar yapar.
 Karşıtlar, eş anlamlılar, ilişkiler (ekmek–tereyağı, kurşun kalem–silgi) ve sınıflamalar gibi dil bağlantılarını öğrenmeye başlar.
 Adresini bilir.
 Üç aşamalı bir yönergeyi yerine getirebilir.

Dikkatle İzlenmesi Gerekenler
Anlamak konuşmaktan önce gelir ya da bir başka şekilde söylersek anlamak konuşmanın ilk basamağıdır. Dolayısıyla yukarıdaki listeden de anlaşıldığı gibi doğumdan bir yaşına kadar çocuktan beklenen, sadece bir kaç sözcük söylemesi ama buna karşılık pek çok şeyi anlamasıdır. Dil ve konuşma sorunu için ilk dikkat edilmesi gereken çocuğun etrafıyla ilişki içinde olup olmadığı, etrafında olup biteni, kendisinden isteneni anlayıp anlamadığı olmalıdır. Çocuğun anlamasıyla ilgili bir kaygımız olduğunda da aklımıza ilk gelen, ilk gözden geçirmemiz gereken işitme olmalıdır. Gelecek yazıda ayrıntılarıyla söz edeceğim işitme konusuna burada da değinmeden edemedim. Konuşmanın giriş kapısı diyebileceğimiz işitmeyi daima aklımızda tutmalıyız.
İki yaşında olduğu halde göz temasından kaçınan, alışılmadık şekilde sessiz, monoton ağlayan, heyecan ifadesi az olan, basit çocuk şarkılarını tekrarlamakta, çok bilinen ev nesnelerini adlandırmakta güçlük çeken, iki ya da üç kısa sözcükle cümle oluşturamayan, kitap bakmaya ya da film seyretmeye birkaç dakikadan çok dayanamayan, konuştuğu zor anlaşılan ya da anlaşılmayan, üç ile beş yaşları arasında olup yaşıtlarından farklı konuşan, güç anlaşılan, gereksinimlerini sözcüklerden çok jestlerle anlatmaya çalışan, karşılıklı sohbetleri ya da basit sözel yönergeleri izlemek ve anlamakta güçlük çeken, cümleler yerine kısa sözcük gruplarıyla konuşan, konuşurken sözcüklerin eklerini, baş ya da son sesleri atan çocuklar dil ve konuşma bozukluğu açısından değerlendirilmelidir.
Aileler, okul öncesi öğretmenleri ve hatta çocuk doktorları gibi çocukla yakın temas halinde olan kişiler burada sayılanlardan bir ya da bir kaçının çocukta olmasını risk işareti olarak görmeli ve gerekli incelemeleri yapıp önlemlerin alınmasını sağlamalıdır. Her zaman olduğu gibi erken harekete geçmek son derece önemlidir.
İlk bakışta ciddi konuşma sorunu göstermeyen okul çağı çocuklarının farklı sıkıntılarının altındaki esas kaynağın da dil ve konuşma sorunu olabileceği akılda tutulmalıdır. Okuma, yazma güçlüğü yaşayan; çalıştığı halde iyi not almakta, yeni ya da zor, uzun sözcükleri anlamakta, doğru telaffuz etmekte, anlamlarını hatırlamakta; uzun bir sohbeti sürdürmekte; bir hikaye ya da olay anlatmakta; sözel yönergeleri anlamak ve izlemekte zorlanan, karmaşık konuşan, dikkati kolay dağılan çocukların bu anlamda risk altında olabileceği unutulmamalıdır.
Önümüzdeki sayıda devam etmek üzere...

Doktor Dergisi'nin Ağustos - Eylül 2008 tarihli 46. sayısında yayımlanmıştır.



sayfaları görüntülemek için tıklayınız
Yazarın diğer yazıları

 

Copyright © 2014 | pencere-sey®