anasayfa / yazılarımız / Dr. Yeşim Kesgül Sercan, Pedagog / Davranışlarımızın Sonuçlarını Yaşayabilsek-II

Davranışlarımızın Sonuçlarını Yaşayabilsek-II

Geçen yazıyı, "İnsanoğlu adeta ödüllenmeye kurgulu, iyi yaptıklarımızı hep yapmak isteriz. Beğenildikçe daha çok beğenilmeye çabalarız. Böyle bakınca olumlu geri bildirim ne kadar önemli değil mi? Kısacası olumlu davranışlara odaklanarak onları arttırmaya çalışalım, istenmeyen davranışlardan kurtulmanın bir yolu da bu. Hem de keyifli bir yol. Gelecek sefere belki de bu yoldan ilerleriz beraberce." diyerek bitirmiştik. Şimdi neden böyle olduğunu anlamaya çalışalım, neden ödüle kurguluyuz? Neden olumludan daha çok etkileniyoruz?

Ödül - motivasyon sisteminde dopamin
Beynin orta kısmında, korteksin altında, limbik bölgede yer alan devreler, dıştan algılananların ve içsel olarak üretilen düşüncelerin duygusal önceliklerini belirlemekten sorumlu. Bu bölgenin nöronlarının iletişimini sağlayan dopaminin ise hareketlerin kontrolü, ödül öngörüsü, motivasyon ve biliş ile ilgili olduğu bilinmektedir. Dopamin, yaklaşım, tüketim ve bağımlılık gibi ödül arama davranışları ile yakından ilgilidir. Son araştırmalar, dopaminerjik nöronların ateşlenmesinin ödül arama davranışı sonucu olarak motivasyonların özü olduğunu düşündürmektedir.
Yapılan çalışmalar, beyinde dopamin salgılanmasının özellikle zevk veren uyarıcıları gösteren güçlü bir sinyal görevi yaptığını ortaya koymuştur. Dopamin bir yandan söz konusu uyaran karşısında bir eylem planı yapması için frontal korteksi (beyin kabuğu alın bölgesi – yönetsel işlevlerin konumlandığı alan) harekete geçirirken, bir yandan da durumu izleyen ve değerlendiren diğer bölgelere götürür. Kısacası dopamin algıladığımız uyaran karşısında beynimizi uyararak şu ya da bu şekilde harekete geçmemizi ve bunu sürdürmemizi sağlayan kimyasaldır.
Ödül potansiyeli taşıyan, tehlike, korku, düş kırıklığı olasılığı düşük olan güvenli durumlar dopaminin güçlü salgılandığı durumlar olarak belirlenmiştir. Ayrıca dopamin, yaşanan bir hazzın kayda geçmesini sağlamakta da önemli bir rol oynamaktadır. Böylece haz veren durum ihtimali belirdiğinde geçmiş deneyimlerimizi hatırlayarak yeniden sistemin devreye girmesi kolaylaşmaktadır. Haz devam ettikçe dopamin salınımı da artarak devam eder. Bütün bunlar motivasyon sistemi açısından da önemlidir. Araştırmacılar beyinde dopamin etkilerini bloke ettiklerinde motivasyon ve arzunun da bloke edildiğini, hayati bir durum karşısında bile çabaların durduğunu, görevden vazgeçildiğini görmüşlerdir.

Ana baba yaklaşımının etkisi
Buraya kadar ödül öngörüsü, keyif verme ihtimali olan bir durumla karşılaştığımızda karşısında bedenimizde, beynimizde neler olup bittiğini kısaca anlatmaya çalıştım. Ancak burada bizim açımızdan ya da ana babalar açısından önemli olan ve bir şekilde bilerek ya da bilmeyerek karıştığımız nokta şudur: iç ya da dış uyaranı nasıl algıladığımız ve yorumladığımız tamamen kişisel geçmişimize bağlıdır. Yani biz çocuğumuzu ödül öngörüsünde bulunabilecek ya da bunu gerçekçi yapabilecek şekilde büyütebilmiş miyiz ya da bunu oluşturabilme fırsatlarını vermiş miyiz vb…
Ne demek istediğim şimdi anlatacaklarımla daha iyi anlaşılacak:
Araştırmacılar ana baba tarzlarıyla çocuğun motive olmasının çok yakından ilişkili olduğunu düşünerek bu konuyu araştırmışlar ve başlıca üç tarz saptamışlar.
1.Gevşek tutum: Yetersiz düzen ve karşı koyma, tutarsız kurallar.
2.Otoriter tutum: Aşırı hükmeden, aşırı müdahaleci, dışsal ödül ve cezaya başvuran, süreç yerine sonuç odaklı.
3.Yetkin Tutum: Düzen ve beklentiler olan, kuralların açık ve net ama gerektiğinde tartışılmaya açık olduğu, çocuğun görüşünün dinlendiği ve özerkliğinin desteklendiği ortam.
Bekleneceği gibi üçüncü tip ortamlarda yetişen çocukların diğerlerine oranla daha yüksek içsel motivasyonunun olduğu görülmüştür.

Ödül nedir?
Burada bir de ödülden kastedilenin ne olduğunda anlaşmamız lazım. Ödül genellikle anlaşıldığı gibi oyuncakçıdan gelen kocaman, süslü paket değil ya da sıklıkla yapıldığı gibi "şunu yaparsan sana şunu yaparım" hiç değil.
Ufak tefek hediye, yıldız, rozet vb dışsal ödüller ancak özel durumlarda, kısa vadelerde, davranış değiştirme programlarında iyi bir planlama ile ve nihayetinde içsel kontrolü geliştirebilmek amacıyla kullanılabilirler. Çünkü asıl olan çocukta içsel sistemleri; kendi kendini motive etme, olayın kendi ödülünü (Bir problemi çözmenin, sonuca ulaşmanın kendisi bir ödüldür.) keşfetme ve bundan keyif almayı hareket geçirmektir yoksa dışsal motive ediciler taşıma suyla değirmen döndürmeye benzer. Üstelik sürekli daha fazla daha fazla su taşımanız gerekir.
Ödül ve rüşvet
Çocuk eğitiminde çok karıştırılan kavramlardan biri de bu ikilidir. Aslında az önce de dediğim gibi "yaparsan yaparım", "sen onu yap ben de sana bunu alayım", "şunu yaptığın zaman bunu alabilirsin" gibi yaklaşımlar rüşvettir, pazarlıktır. Burada alış veriş hatta alttan alta tehdit vardır.
Örneğin "yemeğini bitirirsen tatlını yersin" ifadesi yukarıdaki gruba girer oysa ifademizdeki minik bir fark her şeyi değiştirir. "Yemek bitirilince tatlı yenir" dersek işler değişir. Tabii gerçekten de bunu böyle uyguluyorsak anlamlıdır. İfade tarzındaki fark minik ama aslında iki durum arasındaki tutum farkı çok büyük. İkincide bu işin sırası böyle, yani bir anlamda yemeğini yemenin ödülü bu son noktaya tatlı yemeye varabilmek demiş oluyoruz hatta demeye bile lüzum kalmaz zaten kendiliğinden böyle olagelir.

Benim için…
Yemezsen ağlarım, lokmalar peşinden ağlar, baban için çalış, sınıfını geç iyi karne getir bisiklet alalım gibi cümleleri bol miktarda duyuyoruz (Sahi, niye bu yanlışlar hızla yayılıyor, ısrarla kullanılıyor da doğrularda iş böyle olmuyor? Doğruları öğrenmek daha zor, uygulamak daha mı eziyetli ya da benim gözler kulaklar hataya ayarlı olduğundan sadece onları mı görüp duyuyorum.) Oysa hep bir şeyleri başkaları için, ödül için ya da ceza almamak için yapmak. Bunlar o işin gerçek sorumluluğunun alınmasının önünde engel olmaktan öteye geçmez.
Önemli olan çocuğun söz konusu şeyi hem kendi geleceği, kendi sağlığı, kendi başarısı, kendi mutluluğu için gerekli olduğunu düşünerek hem de kendisi için ve kendi başına yapmasıdır. Şu ya da bunun için değil sadece o işin başarılması için. Öte yandan doğa kuralları, toplum kuralları gibi dış gerçekliğin kabulü de önemlidir. Ancak bütün bunlardan sonra sorumluluk duygusu yerleşmiş bir çocuktan ve kişiden söz edebiliriz.
Annem kızar, komşu ne der, öğretmen ceza verir, ayıp olur düşünceleriyle yere çöp atmamak bunun tam öğrenilmiş olduğunu göstermez. Eğer ıssız ormanda tek başınayken bile doğaya zarar veririm kaygısıyla çöpünü atmıyorsan gerçekten bunu içselleştirmişsin, çevre bilincin ve doğayı koruma sorumluluğun oluşmuş demektir.

Zorla ödüle alıştırmak
Aslında bir takım rüşvetler, müdahaleler, "onun için, bunun için"lerle biz bozuyoruz işin dengesini kim bilir. Tüketim toplumu ille de almalıyız anne babalar mutlaka bir şeyler almak taşımak, eli kolu dolu Noel Baba gibi dolaşmak zorunda hissediyor kendini. Bir de üstelik çalışan anne ise söz konusu olan, durumu ikiyle çarpmak gerek çünkü çalıştığı için vicdan azabı, suçluluk duygusu…
Bazen duyuyorum çocuklardan "şunu almazsan ben de şunu yapmam işte!"

Çocuğumuzu motive etmek için nasıl davranalım
Yakın ilişkide olalım, onu tanımaya ve görüşlerini öğrenmeye özen gösterelim.
Çocuğumuzun var olan yeteneklerine ya da yetersizliklerine uyum sağlayalım.
Açık, net, ilkeli ve tutarlı olalım.
Olabildiğince dışsal ödül ve cezalardan kaçınalım. Tehdit, aşağılama ve şiddetti değil yapmak aklımızdan bile geçirmeyelim.
Kendi yaptıklarının sorumluluğunu üstlenmeleri konusunda cesaretlendirelim.
Başarılarının içsel duygularından zevk almalarını bekleyelim.
Küçük de olsa başarıların keyfini çıkarmayı öğretin (abartmadan).
Yapmacık, abartılı ya da sahte övgülerden uzak duralım.
Sonuca değil sürece, çabaya odaklanalım.
Başarılı olacağı, kendini gerçekleştireceği alanlar yaratalım.
Çocuğun görevin mantığını kavramasına destek olalım.
Mizah duygusunu koruyalım.
Merak ve ilgilerini destekleyelim.
Düşünme, araştırma, sorgulama, özgün çözümler geliştirme konularında cesaretlendirelim.

Farklı çocuklarımız
Bu yazı kapsamında konuştuğumuz bilinen herhangi bir sorunu olmayan çocuklarda neler olup bittiği ve ana babanın yapabilecekleri ancak bir de farklı çocuklarımız var. Başta Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olmak üzere benzer birçok durumda çocuğu motive etmek kolay olmayabilir çünkü bu çocuklarımızda başta söz ettiğimiz dopamin mekanizması farklı çalışmakta bu da bir takım işlev bozukluklarına yol açmaktadır. Bu çocuklarımızın daha ayrıntılı ele alınması ve farklı yaklaşımlar kullanılması gereklidir.
Yazıda söz ettiğimiz kavramlar DEHB'li çocuklarımız ve ailelerinin zorlandığı alanlar olarak sıkça karşılaştığım konular olduğu için bu küçük notu düşmeden edemedim.

Daha çok okumak isteyenler için
Benim de bu yazıda yararlandığım iki kitabı önermek istiyorum.
Çocuğunuzun Gelişen Aklı, JM Healy, Boyner Holding Yayınları.
Dikkat Eksikliği Bozukluğu, TE Brown, ODTÜ Yayıncılık.
İyi okumalar

Doktor Dergisi'nin Ağustos - eylül 2011 tarihli 64. sayısında yayımlanmıştır.

Bu yazıda ödül konusuna yoğunlaşmak istiyorum. Nasıl motive oluruz? Biz motive olurken beynimizde neler olur? Ana baba davranışları beyindeki iletişimi nasıl etkiler? Motivasyonlu çocuklar yetiştirmek için nasıl davranmalıyız?



sayfaları görüntülemek için tıklayınız
Yazarın diğer yazıları

 

Copyright © 2014 | pencere-sey®