anasayfa / yazılarımız / Dr. Yeşim Kesgül Sercan, Pedagog / Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olan çocuğuma nasıl yardımcı olabilirim? - I*

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olan çocuğuma nasıl yardımcı olabilirim? - I*

Çocuklarına yardım etmek isteyen anne babalar öncelikle DEHB olasılığını kabul ederek işe başlayabilirler. Çünkü bu olasılığı kabul etmek, aynı zamanda bu olasılığı sınamayı da kabul etmektir. Böylece gerekli incelemeler yapılarak sorunun varlığı ya da yokluğu konusunda hızla sonuca ulaşılabilir. Oysa çoğu zaman, bir sorun olmadığını kanıtlama çabaları sorunla baş etme yollarını bulmanın önüne geçiyor ve çocuk için çok önemli bir zaman kaybına yol açabiliyor.
Teknolojik ilerlemeler kitabın yerine interneti, bilginin yerine malumatı (information) koyalı beri, herkesin "uzman" olduğu bir çağda doğası gereği tartışmaya açık bir konu olan DEHB hakkında da her malumat zihin karışıklığını artırır oldu. (DEHB hakkındaki zihin karışıklığı ile ilgili ayrıntılı görüşlerimi daha önce yazmıştım (http://www.hastanedergisi.com/74/busayi.asp). Ancak bu karmaşa içinde de güvenilir internet kaynakları olduğunu biliyoruz: Konuyla ilgili dernek ve vakıfların sitelerinde DEHB ile ilgili doğru bilgiye ulaşma olanağı var.
DEHB olasılığını kabul ettikten sonra yapılacak olan bilgilenmedir. Uygun kaynaklardan bilgi edindiğimizde DEHB'nin dünyanın önde gelen sağlık otoriteleri tarafından kabul edilen, iyi tanımlanmış klinik bir durum olduğunu; dünyada da, ülkemizde de uzun yıllardır tanındığını ve iyi bilindiğini görürüz. Özetle DEHB hakkındaki karışıklık sorunun kendisinden değil, bu konuda bilmeyenlerin yazıp söylediklerinden doğmaktadır. Öte yandan ülkemizdeki uzmanlar DEHB hakkında bilgili ve deneyimlidir.
"DEHB nedir?" sorusunun yanıtına kolayca ulaşılabileceği için uzun uzun onu anlatmak istemiyorum sadece çok kısaca DEHB olanların farkının ne olduğu üze-rinde durmak ve kendimce önemli olduğunu düşündüğüm (ya da bana sıkça sorulan sorular da denebilir belki) birkaç noktaya değinmek istiyorum.

DEHB'de farklı olan ne?
Araştırmacılar, DEHB'nin yapısal bir sorun olduğu ancak belirtilerinin tek boyutlu olmadığı, birbiriyle ilişkili birçok nöroanotomik ve nörokimyasal sistemi içerdiği, bu nedenle de tek bir beyin bölgesi ya da tek bir sistemin, herhangi bir belirti ya da belirti gurubunun tek sorumlu olmasının mümkün olmadığı noktasında birleşmişlerdir.
Dikkat oldukça karmaşık bir psikolojik süreç olmanın yanı sıra genelde sanılanın aksine, tek bir işlev değildir; odaklanma, yürütme, sürdürme ve odağın kayması gibi farklı bileşenleri vardır. Bu farklı işlevler, ilişkili ve organize olmuş farklı beyin bölgeleri tarafından yürütülmektedir. Dolayısıyla beyinde tek bir sorun alanından söz etmek de mümkün görünmemektedir ancak yine de büyük ölçüde etkili olan alanın yürütücü işlevleri üstlenmiş olan Frontal korteks (Beyin kabuğunun alın bölgesi) olduğu bilinmektedir. Bu alan, bir görev ya da sorunun değerlendirilmesi, nasıl ele alınacağı ya da çözüleceğine karar verilmesi, gerekli etkinlik ve işlevlerin değiştirilerek ya da düzeltilerek, süreklilik içinde, uygun bir şekilde sonlandırılması gibi görevlerden sorumludur. Dolayısıyla DEHB'de düzenleme, planlama ve görevi tamamlamada zorluklar görülmektedir.
Son yıllarda yapılan çalışmalarda DEHB'de dikkat dışında, hafıza, düşünme süreçleri, algılama, sorun çözme yetilerinde, dil fonksiyonlarında, dilin kullanı-mında, duygulanım alanında ve toplumsal süreçlerde de bazı bozulmalar olduğu saptanmıştır.
Öte yandan DEHB'de Frontal korteksden başka Nörotransmitter (sinir hücreleri arasında mesajları/bilgileri taşıyan kimyasal iletici/taşıyıcı maddeler) mekanizmasında da bir sorun olduğu, özellikle dopamin ve norepinephrin adı veri-len kimyasal ileticilerin normalden az olduğu bilinmektedir.

Kontrol paneli iyi çalışmadığı için hız duruma uygun düzenlenemiyor
İleri teknolojilerle yapılan araştırmalarda DEHB olan bireylerin beyinleri-nin bazı bölümlerinde düşük şeker kullanımı ve düşük kanlanma olduğu saptanmış-tır. Bu da söz konusu bölgenin normallere göre daha az işlev gösterdiği anlamına gelmektedir.
Birçok anne baba ve öğretmen aşırı hareketli, aceleci ve konudan konuya atlayan çocukların beyinlerindeki düşük aktivitenin şaşırtıcı olduğunu düşünmekte, bu çocukların kendileri gibi beyinlerinin de aşırı aktif olmasını beklediklerini söylemektedirler.
Burada göz önünde tutulması gereken nokta, az çalıştığı belirtilen beynin ön bölgesinin, kişinin kendisini kontrol etmesini, dikkatin yoğunlaştırılması ve sürdürülmesini, isteklerin koşullara göre düzenlemesini ve planlama yapılabilmesini sağlayan beyin bölümü olduğudur. Tıpkı otomobilin yavaşlamasını sağlayan frenlerin zayıf oluşu gibi.

DEHB ve psikososyal etmenler
Psikososyal olaylar, DEHB'nin temel nedeni olmaktan çok hazırlayıcı ve or-taya çıkışı hızlandırıcı, var olan durumu ağırlaştırıcı bir etmen olarak düşünülmektedir. Ana baba tutumlarıyla DEHB ilişkisi araştırıldığında, aile tutumlarının nedenden çok sonuç olduğu düşünülmüş; sorunlar nedeniyle bunalan ailelerin yanlış tutumlar sergilediği, bunun da durumun şiddetlenmesi veya başka sorunların eklenmesine yol açtığı söylenmiştir. Ailedeki diğer DEHB'li bireylerin yanlış tutumları ya da çocuklarının DEHB'si ile baş edememelerinin de durumu zorlaştırdığı düşünülebilir.

Klinik Özellikler ve Tanı
DEHB tanısı koymakta kullanılabilecek tek ve tartışmasız bir teşhis aracı söz konusu değildir. Bugün hiçbir psikometrik ya da organik değerlendirme bulgusu tanı koydurucu olarak kabul edilmemektedir. O nedenle DEHB konusunda deneyimli olan bir klinisyenin, çocukta hareketliliğe neden olabilecek diğer durumları devre dışı bırakacak şekilde, çok yönlü veri toplaması gereklidir.
Öncelikle öğrenme ve dikkati etkileyebilecek görme ve işitme bozuklukları, nörolojik bozukluklar, duygusal sorunlar, beslenme bozuklukları, alerjik sorunlar, kullanılan ilaçlar gibi ayrıntıları içeren gelişimsel ve tıbbi öykü alınmalıdır. Çocuğun evde ve okulda sergilediği duygusal, sosyal, davranışsal ve akademik özellikler hem aileden hem okuldan ayrıntılarıyla öğrenilmeli ve bütün bunlar çocukla yapılan test ve incelemelerle birleştirilerek bir sonuca varılmalı ve buna göre bir tedavi planı yapılandırılmalıdır. Bu plan vakanın gereksinimine bağlı olarak, aşağıdaki bileşenleri içermelidir.
1)Gerekiyorsa İlaç tedavisi
2)Çocuğun davranışlarının düzenlenmesi bağlamında ana baba eğitimi ve ev ortamının düzenlenmesi
3)Okul-öğretmen-rehberlik servisi ile yakın temas ve işbirliği sağlanması
4)Eğer varsa ÖÖG ve diğer sorunlara yönelik çeşitli eğitimsel, psikolojik ve tıbbi yardımların organizasyonu.

Bilimsel olarak onaylanmamış ve kullanımı önerilmeyen yöntemler
Bazı yiyeceklerin ve diyet programlarının DEHB üzerinde etkisi olduğu düşünülmüş ve çocuklara şeker miktarı kısıtlanmış, boya katılmayan yiyecek ve içeceklerden oluşan diyetler uygulanmış ancak yapılan çalışmalarda, herhangi bir yiyeceğin, vitamin eksikliği ya da fazlalığının etkisi bulunamamıştır. Ayrıca çalış-malar zaten sorunu nedeniyle sık uyarılan, engellenen çocuklara uygulanan yiyecek-içecek kısıtlamasının yarardan çok zarar getirdiğini göstermektedir.
Çinko eksikliğinin sağlıklı kişilerde dikkati azalttığı bulunmuş ancak çinko verilmesinin DEHB bulgularını düzeltmediği görülmüştür.
Son yıllarda beyin elektroansefalografisi ve buna bağlı görüntüleme yön-temlerini kullanarak, biofeedback ve nörofeedback uygulamaları dünyanın her yerinde denenmiş ancak bu varsayımlar bilimsel olarak ispatlanmamış ve ilgili sağ-lık meslek topluluklarınca kabul görmemiştir.
Anksiyete bozuklukları ile DEHB'nin birlikte olduğu durumlarda, gevşeme teknikleri bazı hastalarda yararlı olsa da temel bulguları düzelttiğine ilişkin ye-terli bilimsel çalışma olmadığından Amerikan ve Kanada psikiyatri birlikleri bu tedavileri "tartışmalı" bularak, üyelerine kullanmamalarını önermiştir.
Çocukların yeterli fiziksel harekete ve spora yönelmeleri ruh ve beden sağlığı adına her çocuk için gereklidir. Ancak DEHB olan çocukların enerjilerini boşaltmak amacıyla aşırı hareket ettirilerek, yorgunluk derecesine getirilmesi uygun değildir. Bunun DEHB belirtilerini azalttığına ve eğitim başarısını artırdığına ilişkin bilimsel kanıt yoktur.

Gecikmemek neden önemli?
DEHB'in çoğunlukla okul yıllarında özellikle de ilköğretim başladığında fark edildiğini biliyoruz. Eğer hareketlilik ön plandaysa "durmuyor, oturmuyor, dinlemiyor, yazmıyor" şikayetleri gelmeye başlıyor. Bunlar eğitim açısından ba-kıldığında "öğrenmiyor ya da çeşitli derecelerde eksik öğreniyor" demektir as-lında. Bu da özetle başarısızlıktır, arkadaşlarından geri kalmadır.
Bu durumda sistemi durdurmak ya da çocuğu sistem dışına alıp sorunu çözmek gibi bir şansımız olmadığına göre yapılacak tek şey kalıyor: hızla gere-kenleri yaparak çocuğun bulunduğu yapıya ayak uydurmasını sağlamak. Aksi halde DEHB üzerine birçok çatışma eklenerek durum daha da karmaşıklaşabilir. Zaten var olan sorunlarla baş etme potansiyeli düşük olan çocuğumuzun işleri daha da zorlaşır.
Genellikle bir yandan okulda öğretmen, evde anne baba, bir şekilde zor-larlar çocuğu; öte yandan çocuk kendi kendini zorlar (dışarıdan öyle algılanmasa da) ama sonuçta işler yine de yoluna girmez. O yine yapamayan, edemeyen, oku-yamayan, başarısız olan; evin, sınıfın yaramazı, haylazı, laf dinlemeyeni olur. Kimse ona bir şey demese bile, ortamda diğerlerinin yaptıklarını ve kendi yapa-madıklarını görerek bu sonuca varması zor değildir. Sonuçta kaçınılmaz olarak kendine güveni, benlik algısı zarar görecektir. Bazen bütün bunlarla baş edeme-yen çocuklar, karşıt tepki olarak çözümü daha da yaramaz olmakta görebiliyor-lar (tabiî ki bilinçsizce). Gördüğünüz gibi işler kartopu gibi yuvarlandıkça büyü-yerek, bire beş eklenerek devam ediyor. İşte bu birikmelerin yaşanmaması için hızlı olmak gerek.

Ana baba eğitimi ve ev ortamının düzenlenmesi
DEHB'de ana baba eğitiminin iki boyutundan söz edilebilir.
1) Ana babanın kendi davranışlarını kontrol edebilmesi ve çocuğa uygun davranmayı öğrenmesi: DEHB, çocuk - aile ilişkilerini kaçınılmaz olarak etkileyen yorucu bir durumdur. Durumla baş edemeyen aile, bir süre sonra çocuğun tepkisel davranışlarına tepki ile yanıt vermeye, gittikçe daha olumsuz, emredici ve redde-dici olmaya başlar. Bazı anne babalar çocuğun peşinden koşma, çocuğu kontrol al-tında tutabilme çabası içinde yorgun düşüp kontrolü kaybedebilirler.
2) Ana babaların çocuklarının davranışlarını kontrol edebilme yollarını öğ-renerek, çocuklarına uygun davranışları ve uygun olmayan davranışlarını engelle-yebilmeyi öğretmesi: DEHB'li çocuklar doğaları gereği kendilerini denetlemek ve durdurmakta zorluk çektiklerinden sınırlarını kendi başlarına çizmekte zorlanır-lar. Ailenin en önemli görevlerinden biri çocuklarına sınırlarını, her istediklerinin hemen olamayacağını öğretmek, isteklerini erteleyebilme ve bekleme konusunda onları eğitmektir. Her istediği hemen karşılanan bir çocuk DEHB olmasa bile önemli kuralları öğrenemez. İsteklerini ertelemeyi ve beklemeyi öğrenememiş bir çocuğun daha huzursuz ve denetimsiz olması da şaşırtıcı değildir.

Önümüzdeki yazıda bunların nasıl yapılacağı konusunda ipuçları vermeye çalışacağım.
* Prof Dr.Haluk Yavuzer'in editörü olduğu, Ana–Baba okulu adlı kitapta yer alan "Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu'nda Anne-Babanın Yapabilecekleri" adlı yazımdan kısal-tılmıştır. (s.375-402) Remzi Kitabevi, İstanbul, 2011.

Doktor Dergisi'nin Nisan - Mayıs 2012 tarihli 68. sayısında yayımlanmıştır.



sayfaları görüntülemek için tıklayınız
Yazarın diğer yazıları

 

Copyright © 2014 | pencere-sey®