anasayfa / yazılarımız / Dr. Yeşim Kesgül Sercan, Pedagog / Okula Gitmekten Kaçınma

Okula Gitmekten Kaçınma

Okul çağı çocuklarında, daha çok okula ilk başladıkları dönemlerde görülen ama okulun herhangi bir döneminde de rastlayabileceğimiz okula gitmek isteme davranışı ge¬nellikle "okul fobisi" ya da "okul korkusu" diye bilinir. Ben bu yazı¬da okuldan korkmayı da içeren daha geniş bir başlığı "Okula git¬mekten kaçınma" başlığını yeğ¬ledim.

"Okula gitmekten kaçınma" deyin¬ce, hemen okulun ilk günlerinde yaşananlar ve bu yaşantılar sonu¬cunda çocuğun, okulu kabul ya da ret etmesi akla gelir. Bu kaçınma¬nın nedenleri okul odaklı sorgula¬nır. Okuldan korktu, öğretmeni sevmedi, arkadaşlarından hoşlan¬madı gibi nedenler sıralanır. Tabi ki, bunlar da zaman zaman asıl nedenler olarak çıkabilir karşımı¬za ama genellikle pek çok başlan¬gıçta olduğu gibi okula başlarken yaşanacak olanlar da "o gün"ün çok daha öncesinden gelmektedir. Okula başlayan çocuğumuz, ya ön¬ceki yıllardaki olumlu deneyimle¬rin getirdiği rahatlığı ya da olum¬suz deneyimlerin hatta deneyim¬sizliklerin getirdiği sıkıntıyı yaşa¬yacaktır. Kısacası eğitimde her za¬man olduğu gibi okul başlarken de ektiklerimizi biçeceğiz.

Ana babalar genellikle birçok şey için, hele okul başlasın bak nasıl düzelir diye düşünüyorlar. Oysa okul insan hayatında yeni bir dö¬nem, bir başlangıç ve her yeni baş¬langıç gibi birçok olumluluğun yanı sıra pek çok riski de beraberinde getiriyor. O halde bu yeni döneme mümkün olduğunca sorunsuz baş¬lamak daha akıllıca olmaz mı? Okuldan kaçınmayı neler etki¬ler, nelere dikkat etmeliyiz, ne gibi önlemler almalıyız?

• Bu sorunun yanıtlanmasında ilk akla gelen çocuğun okul öncesi eğitim deneyiminin olması. Geçen sayıda erken çocukluk döneminde eğitimin önemini uzun uzun an¬latmıştım. O nedenle AÇEV'in "7 Çok Geç" sloganını hatırlatmakla yetineceğim.
İyi bir okul öncesi eğitimi, kalem kağıda alışma, uzun süre aynı ko¬nuyla uğraşma, sorumluluk alma, ödev yapma gibi çeşitli alanlarda okulun bir provası olacaktır. Prova başarılıysa, bu alanlarda sorun yaşama ihtimalinin düşük olduğu düşünülebilir ya da daha da önem¬lisi eğer prova başarısızsa bunla¬rın telafisi için en az bir eğitim yı¬lı vardır ve bu zamanda pek çok şey yapılabilir. Okul başladıktan sonra telafi çalışmaları, okulun yanı sıra olacağından çocuğa pek çok yük getirmekte ayrıca sınıfta başarısız olmanın, diğerlerinden geri kalmanın getirdiği sıkıntılar zaman zaman işleri daha da karmaşıklaştırmaktadır. Başarısızlık, kendine güven, ben¬lik algısı, arkadaş ilişkileri, sınıf içi düzene uymama, anne baba ço¬cuk ilişkisi gibi ilgisiz görünebilen pek çok alanda daha sorun yarata¬bilmektedir.

• Çocuğun okula hazır olup olmadığı ya da başka bir deyişle yeterli "okul olgunluğu"nda olup olmadığı iyi değerlendirilmelidir. Ülkemizde çocuğun kronolojik yaşı okula başlamada tek ölçüt gibi düşünülmektedir. Oysa verimli bir okul yaşamı için çocuğun fiziksel, zihinsel, duygusal ve sosyal açılardan yeterli olgunlukta olması gerekmektedir. Burada bir parantez açarak niçin verimli bir okul yaşamı dediğimi açıklamak istiyorum. Başarılı bir okul yaşamı yazmak istemedim çünkü bunun okuyucunun zihninde yüksek notla ve çok öğrenmekle özdeşleştirileceğinden korktum. Kastettiğim çocuğun çok şey öğrenmesi ya da çok iyi notlar alması değil. Okulu, eğiti-mi, öğrenmeyi sevmesi, bütün bunların yasak savmak amacıyla değil de keyifle, sevgiyle özümsenmesi. Bir şey öğrenmekten çok, bir şeyi nasıl öğreneceğini öğrenmesi. Çocuğun merak etmeyi, araştırmayı, sormayı öğrenmesi en önemlisi, çünkü bunlar varsa gerisi zaten gelir...

Ailenin aşırı koruyucu tutumu nedeniyle aile bireylerinden, evden uzak kalmaya, kendi temel gereksinimlerini karşılamaya alışkın olmaması, dolayısıyla olumsuz benlik algısı geliştirmesi ve güvensizlik yaşaması. Hiç akla gelmeyecek kadar basit bir örnek vermek istiyorum. Ali okula gitmek istemiyor. Çünkü düğmesini açmayı bilmiyor. Okulda çişi gelirse ne yapacağını bilemediği için kaygılanıyor. Tuvalete şimdiye kadar hiç yalnız gitmemiş... Çocuğun güçlüklere, zorlanmaya ve kaybetmeye toleransının olmaması bir başka önemli etmen. Ailenin okul ve başarı konusunda beklentilerinin yüksek olması ve bu beklentilerin çocuğun gözünü korkutması. Böylece çocuğun okulu hiç aşılamaz sarp dağlar gibi görmesi de baştan pes etmesine neden olabiliyor. Bu tip durumlarda başta olmasa bile ileriki yıllarda sorunlar zaten kaçınılmaz.

• Yakın dönemde anne babanın ayrılması, kardeş doğumu, önem¬li bir hastalık gibi yaşam değişik¬liklerinin olması da çocuğun ev ortamından uzaklaşmasını, dola-yısıyla okula gitmesini zorlaştı¬ran önemli bir etmen olabilir. Oya, o güne kadar annesinden hiç ayrılmamıştı ama artık eve yeni bir bebek geldi. Oya'yı da okula gönderdiler. Çok şeyler öğrene¬ceksin, oynayacaksın, eğlenecek¬sin diyorlar ama Oya annesiyle bebeği baş başa bırakmak istemi¬yor, aklı onlarda kalacak. Acaba o yokken annesi bütün oyuncakla¬rını kardeşine mi verecek... Zaten her sabah ateşlendiği ve kustu¬ğu için pek de fazla gidemedi okuluna...

• "Özel Öğrenme Güçlüğü", "Hiperaktivite Dikkat Bozukluğu" gi¬bi hem öğrenmeyi hem de duygu¬sal ve sosyal uyumu güçleştire¬cek sorunlarının olması, fark edil¬memiş işitme ve görme bozukluk¬larının varlığı da başlı başına bir etken.

• Okulun yapısal özellikleri, okuldaki kişilerin özellikleri, öğ¬retmenlerin davranışları, okulun genel eğitim tarzının ve düzeyi¬nin çocuğun özelliklerine ve alış¬kanlıklarına uygun olmaması gibi birçok farklı etken de saya¬biliriz.

Yukarıda saydıklarımız ana baş¬lıklar gibi değerlendirilmeli ve her olgu için ayrıntılı bir incele¬me ile "o çocuk" için sorunun kaynağı ve çocuğu nasıl etkiledi¬ği bulunmalıdır.

Okuldan kaçınma davranışı ba¬zen okulun ilk gününden başlar¬ken bazen daha sonraki aylar hatta yıllarda da ortaya çıkabilir ya da görünür hale gelebilir. Ke-sinlikle okula gitmeyi reddetmek¬ten, sadece sabahları bazı sıkıntı¬lar yaşamaya, zor hazırlanmaya kadar geniş bir yelpazede, çeşitli derecelerde görebiliriz. Ayrıca or¬taya çıkış biçimi de farklılaşabilmektedir. Bazen çocuk bu duru¬mu açıkça ifade edebilir, bazen de içine kapanma, isteksizlik, sinir¬lilik gibi farklı görüntülerde do¬laylı olarak görebiliriz. Okul sa¬bahları yaşanan baş ağrıları, mi¬de bulantıları, çeşitli bahaneler, "Bu gün gitmesem olmaz mı?" so¬ruları dikkatle düşünülmesi gere¬ken durumlardır. Bazen masum bir isteğin bir kerelik kabulu bile işleri karıştırabilir.

Yapılacak olan, bir yandan karar¬lı bir tutum sergilerken diğer yandan bu konuda çocukla konu¬şarak kaygılarını anlamaya çalış¬mak, öğretmeniyle ve okul rehbe¬riyle sıkı bir işbirliği yapmak eğer bu şekilde üstesinden gelinemiyorsa çok zaman geçirmeden, bu yaş grubu çocuklarla ve okul so¬runlarıyla çalışan bir uzmandan yardım istemek olmalıdır. Hızla ele alınmadığında beraberinde okul başarısızlığı gibi bir başka sorunu da getirerek karmaşık¬laşacağı da unutulmamalıdır.

Doktor Dergisi'nin Şubat - mart 2011 tarihli 61. sayısında yayımlanmıştır.

Yaz tatilinin çoğu gitti azı kaldı ya da okulların açılmasına az kaldı. Okullar açılıyor, yeni bir eğitim yılı başlıyor ve tabi bazı aileler için de birçok sorun geliyor. Özellikle okula yeni başlayanlar arasında gittikçe daha çok rastladığımız "okula gitmekten kaçınma" ilk akla gelen. Okuma yazmayı söküp sökememe, okul kurallarına uyum sağlayıp sağlayamama, ödev yapma sorunları.... Liste uzar gider. Belki de, birkaç sayıyı bunlara ayırmak gerek... Şimdilik zaman sırasına göre düşünüp "okula gitmekten kaçınma" konusuyla başlayalım.



sayfaları görüntülemek için tıklayınız
Yazarın diğer yazıları

 

Copyright © 2014 | pencere-sey®